INDIGO DERGISI FORUMU

http://indigodergisi.com
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Matrix Felsefesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mexelina
Elmas Üye
Elmas Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 177
Yer : Eskişehir
Kayıt tarihi : 07/02/08

MesajKonu: Matrix Felsefesi   Perş. Şub. 14 2008, 03:49




Matrix felsefesini bir çoğunuz bilirsiniz. Hem doğallığın olumsuz sonuçlarını
hemde doğal olmayanın çekiciliğini anlatmaya çalışır.. Bu felsefenin hikaye
edilişinde insanlar uzun süren şavaşlardan sonra bilgisayarlara boyun eğmişir.
Bilgisayarlar sisteme hakim olmuştur ve insanları kendi çıkarkarları için
kontrol etmektedirler.

Bilgisayar robotlar insanların zihinlerini tüplerde bağlı tutmaktadırlar.
Sistemin içinde insanlar bilgisayarlara enerji üretebilmek amaçlı kendilerinin
farkına varmadıkları bir esaretin içindedirler. Bilgisayarlar daha çok enerji
üretebilmeleri için insanların mutlu olabilmelerini temin ettikleri yanılgıladan
ibaret olan illizyon ortamı düzenlemişlerdir. Bu ortamın adı matrixtir.

Matrix in içindeki milyonlarca insan bilemedikleri anlayamadıkları ve farkına
varamadıkları bilgisayarlara enerji üreten birer pil olarak yaşamaktadırlar.
Kendi gerçek durumlarından habersiz, mutluluk içinde yaşarken çok az insan bu
köleliğin farkındadır. Sadece kendilerini belli bir bilinç seviyesine
çıkarabilenler dijital yanılsamaların farkındadır ve sistemin dışına çıkmayı
başarmaktadırlar.




Uyanmış olan bu insanlar diğer tutsak insanlardan farklı olarak insanlığın
içinde bulunduğu doğal durumunun farkındadırlar. Matrix'in etkisini yıkmak için
bir direniş kuvveti oluştururlar. Bunun bir sonucu olarak kendilerinin farkına
varan ve yok etmek isteyen bilgisayarlardan kaçarak yaşamak zorundadırlar.

Matrix birçok değişik felsefî içerime sahip olsa da, Neo karakterinin
özgürleştirilmesi ile Cypher karakterinin yaptığı geriye yönelik şeçimle
kendiliğindenlik ve doğallık konusunu ilgilendirmektedir. Felsefede neo ve
chipher, Hz İsa ve kendisini ele veren havarisiyle sembolize edilmiştir.

Neo karakteri bir üst realiteye doğru hareketin ve bunu başarmanın zorluk ve
acısını anlatır. Doğumundan beri Matrix' te rahat içinde yaşamış olan Neo,
içinde buldunduğu ortamın yanılsama olduğundan habersiz olarak var olmuştur.
Fakat daha sonra arayışları ve bilinç seviyesinin getirdiği noktada diğer
farkındalıklı insanlarla sempatize olarak onların yardımıyla matrixin dışına
çıkmayı başarmıştır.

Neo, zihnini bağlı bulunduğu tüpten kurtarmayı başardıktan sonra platonun
hikayesindeki mağarasından kurtulan mahkumun durumuna benzemektedir. O uykudan
uyanıklığa, cehaletten aydınlanmaya geçmiştir. Ama bütün bunlar acı vermekte ve
illizyondan gerçekliğe geçişin getirdiği zorlukları taşımakta ve gerçeği
kabullenmekte zorlanmaktadır. Cehaletten kurtulup aydınlanması acı vericidir.
Hem fiziksel hem zihinsel hem duygusal acılar algılamaktadır. Gözleri acır.
Çünkü bu anlamda hiç kullanmamıştır. Gerçek acıtıcıdır. Tutsaklığı yüzünden
kasları gelişmemiştir. Olması gereken hıza ulaşması için kaybettiği zamanı
kazanmak zorundadır. Zihinsel ve duygusal acı algılamaları dahada yüksektir.
Diğer aydınlanmışların lideri Morpheus, orta yaşlarda kurtulan ama belli bir
süre esaret sonucu yönlenmiş bilinci düzeltmenin zorluğundan bahsederek Neo ya
çektiği zorluğun ve acıların nedenini anlatır. Neo uzun bir süre gerçeği kabul
edemez. Ama sonunda yanılsama ortamının mantığını kabul etmek
zorunda kalır. Hatta morpheus ona "hakikatin çölüne hoş geldin" dediğinde
gerçekliğin hayalden çok daha korkunç olduğunun farkına varır.



Neoyla daha genç yaşta kurtulmuş olan cypher arasındaki fark felsefenin asıl
vurgulamak istediği ana fikirdir. Cypher genç yaşta kurtulduğundan yaşamının
büyük bölümünü gerçeklik realitesinde yaşamıştır ve illizyon ortamını çok az
deneyimlemiştir. Cypher, Neo nun tam tersine aydınlanmış olduğu halde cehaleti
özlemektedir ve nihayet seçimini illizyon ortamına geri dönmekten yana kullanır.
Madde cazibesine karşı koyamayarak, eski realiteyi tekrar deneyimlemek için
bütün belleğini sildirerek
Neo yu ve diğer aydınlanmışları ispiyon ederek illizyon ortamına bilerek geri
döner.

İllizyon ortamına geri dönüşünüde robot Ajan Smithle gittiği bir sanal akşam
yemeğinde, Cypher seçiminin mantığını açıklar: "Bu bifteğin var olmadığını
biliyorum. Onu ağzıma koyduğumda Matrix'in beynime onun sulu ve lezzetli
olduğunu söylediğini biliyorum. Dokuz yıl sonra neyin farkına vardım biliyor
musun? Cehalet mutluluktur." der.



Her ne kadar Cypher'ı seçiminden dolayı eleştirsekte onun duygularını
anlayabildiğimiz de karşı karşıya kalmış olduğu kendi kıyametinde gerçeği kabul
etmenin zorluğu ağırdır. Cypherin davranışı aydınlanmış ama belli bir enerji
seviyesine sabitlenememiş insanın, hak etmeden geldiği bir bilinç seviyesinde
uzun süre kalmasının mümkün olmadığı, acı ve zorluk algılaması nedeniyle geri
dönüşün kaçınılmazlığı mantığını anlatır..

Dürüstlük ve gerçeği tecrübe etmek için illizyon ortamından ve maddenin
şehvani cazibesinden vazgeçerken, seçimin kendiğinden olması ve belli bir
birikimin sonucu gerçekleşmesi çok önemlidir. Yoksa yükselişin her anında
şeçimini eski realiteye dönmek için kullanmak ve lacivert hapı alarak, bütün
bilincini silererek hiçbir şey olmamış gibi yatağında uyanmak mümkündür.


Alıntıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Matrix Felsefesi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
INDIGO DERGISI FORUMU :: Parapsikoloji :: Metafizik-
Buraya geçin: