INDIGO DERGISI FORUMU

http://indigodergisi.com
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Genel

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ortakahve



Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 16/01/08

MesajKonu: Genel   Cuma Ocak 18 2008, 22:04

Şimdi benim anlamadıgım birkaç şey var ki şöyle anlatayım ya da sorayım.
İndigo diye tabir edilen kavramın felsefi ve soyut anlamdaki ifadelerinden neden bu kadar emin olabiliyorsunuz? 82 ve 90 arası doğan çocuklarda genel olarak kullanılan bir kavram oldugunu anlamış bulunuyorum. Bu dönem doğan çocukların zaten baslı basına yasayıs biçimleri gerek teknoloji gerekse Turgut Özal döneminde değişti. Yani bu insanlar 80 öncesi doğanlar gibi pek nadir olarak mahalle kültürüne(oyunlar, sohbetler, öğretiler ne kadar gerekli gereksiz tartışmasına girmeden) sahipler ve ailelerin artık ülkedeki başkalaşımdan sonra çocuklarının geleceği hakkındaki düşünce tarzları da değiştiğinden bu çocukların kendi özel gücü olarak nitelendirilmesi ne kadar doğru? Bunun sosyolojik ve ekonomik boyutu felsefi boyutundan cok daha önemli ve bu kavramı çıkarmakta öenm arz etmektedir.

şeklideki düşüncemi bir saygısızlık veya benzeri bir tepki olarak algılamayın lütfen. Sadece daha iyi anlayabilmek için düşüncemi paylaşıyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mehmet
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 34
Yer : Texas, United States
Kayıt tarihi : 11/01/07

MesajKonu: Geri: Genel   Salı Ocak 22 2008, 03:13

Cok hakli bir konuya deginmissiniz. Felsefi ve soyut anlamdaki ifadelerden bahsediliyorsa dogal olarak bir konuda emin olma durumu soz konusu degil. Indigo'nun bir degisim bilinci olduguna inaniyorum. 2000 yilinda tanistigim "Indigo Cocuklar" kitabi soyle diyordu: İndigolar dünyaya bir misyonla gelip şunları soruyorlar: "Dünya'nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir araya getirebiliriz?" İndigolar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olacaklar.

Kendimi bu fenomenin icinde hissedince konuyu daha cok arastirmaya basladim. Ve konunun ruhsal bir boyutu oldugunu gordum. Daha sonra bazi paranormal niteliklere sahip indigolarla tanistim. Burada gercekten de soyut bir olgudan bahsediyoruz. Cogu kanitlanabilen seyler degil. Ancak indigolarin dunyanin olumlu yonde degisimi icin niyetlerini cok iyi bildigim icin bu kadar emin olabiliyorum. Bircok kisi de benim gibi dusunuyordur saniyorum. Iclerinde o kivilcimi hissedebiliyordur. Indigolara bircok ekol yakistirildi, ancak hepsinin disinda kaldi. Indigolar kendi dogrularini bildikleri sekilde hareket ediyorlar.

Indigo Dergisi de bu bilinci sahiplenen Turkiye'deki en buyuk olusumdur. Ne hicbir kurumla ne de ekolle ne de belli takipcilerle ilgisi vardir. Ben ve cevremdeki indigolarin gonulluluk ilkesiyle olusturdugu bir mecradir. Cumhuriyetimizin degerlerine sahip cikma sorumluluguyla ilerlemekteyiz. Amacimiz, ulkemizi ve dunyamizi daha guzel hale getirmektir.

Indigo konusuyla ilgili bilgi:
Temel bir tanımlamayla başlarsak İndigo Çocuk, yeni ve olağandışı psikolojik nitelikler ve genelde görülmemiş davranış kalıpları sergiler. İndigo Çocuklar terimi bu çocukların çevresindeki aura renginden gelir. Aura renklerini görebilen Nancy Ann Tappe, 1982’de ‘Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama’ isimli bir kitap yayınladı. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu. Daha sonra Kryon isimli melek ABD’de yaşayan Lee Carroll’a kanallık yaparak önümüzdeki yıllarda oluşacak yeni dünya ve insanlık potansiyelini anlatıyordu; yeni düzeni kuracak “özel görevli” yeni çocuklardan bahsediyor ve bunları “İndigo” olarak adlandırıyordu.

İndigo Çocuklar Dünya'ya bir dizi hücresel talimatla gelmektedir.


Bu talimatlar; kıskançlık, nefret, hatta hayatta kalmaya çalışma ya da korunma talimatı değildir. Bu çocuklar büyüdüklerinde, birer yetişkin haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için önemli olacaktır ve şu soruları soracaklardır: "Dünya'nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir araya getirebiliriz?" Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olabilirler. İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları ortadan kaldırmaktır. Onlar burada dürüstlükten yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal sistemleri ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Bunu başarabilmek için, onların kızgın bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları var. Kendilerini farklı ve çoğunlukla dışlanmış hissederler. Okudukları sınıflarda çevrelerine bakıp yalnız olduklarını düşünürler ve birçok bakımdan da öyledirler. Adeta, sanki beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta olmak sonsuz bir sabır gerektirir. Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimlerini yavaşlatmak zorunda kalırlar. Bu onlar için zordur ve bu yüzden birçoğu öğretmen konuşurken gözlerini boşluğa dikip bakar.

İndigolar değişime eğilimlidirler

İnsanların değişime direnmeleri doğal bir şeydir. Ancak, indigolar buraya değişime eğilimli olarak gelmişlerdir. Dolayısıyla, onlar ilk başta sorun çocuklar ya da baş belaları olarak görülebilirler. Onlar sizin sahip olduğunuz şeyleri değiştirmeye başlamaktalar. Bu bağlamda anne-babalara büyük sorumluluklar düşüyor: Önyargılarınızı, eğilimlerinizi bu çocuklara geçirmeye çalışmayın, çünkü onlar bunlara inanmayacak ve onları kabul etmeyecektir. Çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırmanın bundan daha hızlı bir yolu olamaz, çünkü onlar sizin kendilerine geçirmeye çalıştığınız önyargıları görecek ve sizin bilgeliğinize saygı duymayacaklardır.

Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan korkmayın. Öğretmenler olarak sizin için zor olabilir ama, onların sizin sınırlarınızı aşmalarını bekleyin ve onları buna teşvik edin, ve bunu başarı ölçünüz olarak bilin. Bu çocukları onlara ayrılmış o küçük kutuya uydurmaya çalışmayın. Bunun yerine, onların ne kadar ileri gidebileceklerini görün. Kapıyı açın.Onlara meydan okuyun. Onları öncelerinden daha iyi olmaya teşvik edin. Bunu bir oyun haline getirin, çünkü onlar oyunlara bayılırlar. Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş ya da yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin , saygı gösterin. Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız , onlar size güvenmeyeceklerdir. Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

İndigo Üstatlar buraya bir misyonla gelip şöyle diyor: "Biz bu gezegenin şu ya da bu yolla Tanrısal Dişi'ye geçmesine yardım edeceğiz. Biz bunu dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak yapacağız. Siz bize nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz ve bunu öğrenirken birbirinize de sevgiyle davranmayı öğreneceksiniz."

Şu anda bu dünyada bulunan çocukları zor zamanlar beklemektedir, çünkü Kristal Titreşimli Çocuklara yer açmak için epey değişim gerekli olacaktır, bu değişimleri de İndigo’lar sağlayacaklardır. İndigolar, Kristal Çocukların gelebilmeleri için yolu açanlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://indigodergisi.com/yonetmen
ortakahve



Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 16/01/08

MesajKonu: Geri: Genel   Cuma Ocak 25 2008, 00:08

Yani bunları okuduktan sonra bu kadar bilimkurgu yeter dedim. İnsanlar dürüstlükleri ve zekalarıyla anılır. Sizler ise "dürüst ve zeki insanı biraraya getirdik, yeni bir sıfat oluşturduk buna da 'Indigo' dedik" diyorsunuz. Yani bilmiyorum şuana kadar indigoyum ya da o ruhu yakaladım diyen herkeste bir depresyon hali var ki bu da kişinin kendi kendini tedavi etmesiyle bağdaştırdığım ve kendini o şekilde avuttugunu düşündüğüm bir terim olarak hafızamda yer tutacak. teşekkür ederim Mehmet ilgilendiğin ve aktardıgın yazılar için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Milen

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 14
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 18/12/07

MesajKonu: Geri: Genel   Paz Ocak 27 2008, 06:00

Sevgili ortakahve;
Burada ve Tanışma Bölümünde yazdıklarınıza bu mesajımla cevap vermek istiyorum.
İlk önce şunu söylemeliyim ki siz konuyu iyi anlamadan ve araştırmadan yargılıyorsunuz.Bunların hiçbiri bilim kurgu değil.Ama inanmak istemeyen biri için izlediği televizyon bile bilimkurgudur.İnanmadıkça da hep öyle kalır.Siz ister HAYIR diyin ister EVET diyin evrenin göreceliği ve kuantum mekaniği artık herkesin haklı olduğunu gösteriyor.Siz eğer inanmıyorsanız haklısınız çünkü baktığınız açıdan öyle görünüyor.Biz yalancıyız diyorsanız yine haklısınız ama sadece size GÖRE.Sizin yazdıklarınızı ve söylediklerinizi herkes söyler.Ama önemli olan araştırıp irdelemek,bilimsel gerçekliklerini ve mantıklı noktalarını bulup yorum yapmaktır.

Bir indigonun acı çekmesi ona saygınlık kazandırmıyor,İndigo olması onu hiçkimseden üstün kılmıyor.Burada bunu vurgulayan hiçkimsenin olduğunu da sanmıyorum.Siz kendi içinizde sanki indigolar kendilerini üstün görüyor diye bir düşünceye sahisiniz gibi yazmışsınız yazılarınızı.Oysa tam aksine dünya üzerindeki eşitsizliği gidermek adına indigolar kendilerini daha yükümlü hisseden insanlardır ve insanlığın BİRLİĞİ/BÜTÜNLÜĞÜNÜ savunan insanlardır.Allah insanları en güzel surette yaratmıştır.ancak şunu unutmayın ki evrendeki hiçbir varlık diğerinden üstün değildir.Hepsi bir organizmanın hücreleri gibidir.

Gelelim İndigo gerçekliğine.1980'lere kadar beynindeki bir problem yüzünden insanların enerji alanlarını (Aura) çıplak gözle görebilen bir bayan 1980 den sonra doğan çocukların büyük bir çoğunluğunun çivit mavisi bir enerji alanına (auraya)sahip olduğunu görüyor.Ve bu durum ileriki yıllarda sayı artarak devam ediyordu.Daha önce çok nadir gördüğü bu enerji alanlarına sahip insanları 1980'den sonra hızla artar birşekilde görmesi sizce tesadüf mü ?Yanlış hatırlamıyorsam bu olaydan sonra,Mehmet'in de bahsettiği gibi Lee Carol ve eşi Jan Tober yine indigo çocuklarından bahsettiler.Bütün bunların dışında çivit mavisi renkli auraya sahip çocukların çoğunun ruhsal güçlerini doğal olarak kullanabildikleride görülüyor.Ve aynı tarihten sonra doğan çocukların davranışlarında ciddi farklılıklar olduğu da görülüyor.Bütün bunlara ''Tesadüftür'' diyen insana elbet saygımız sonsuz ancak biraz mantıklı yaklaşılır ve araştırılırsa tesadüf olmadığı anlaşılır.Her zaman söylediğim şeyi yine tekrarlamak istiyorum çünkü insanların en büyük çelişkilerinden biri de bu.
YARATICI BİR GÜCE İNANAN İNSAN,İNANDIĞI YARATICININ YARATMIŞ OLDUĞU BU KUSURSUZ EVREN/EVRENLERDE TESADÜF DİYE BİR OLGUYA İNANIRSA İKİ İNANCINDAN BİRİ İLE ÇELİŞİR.ÇÜNKÜ TESADÜF OLGUSU BU YÜCE GÜCÜ KISITLAMAK ANLAMINA GELİR.BU KUSURSUZ SİSTEMİ YARATAN GÜÇ TESADÜFE YER BIRAKMAMIŞTIR.

Sevgiyle kalın...




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mehmet
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 34
Yer : Texas, United States
Kayıt tarihi : 11/01/07

MesajKonu: Geri: Genel   Paz Şub. 03 2008, 13:39

Indigo fenomenine inanmayanlara inananlar kadar saygimiz var. Zira Indigo
Dergisi'nde indigo fenomenine odaklanmak yerine, bizler, gencler olarak
ulkemize, dunyamiza olumlu yonde neler yapabiliriz, yolunda gitmeyen
seyleri nasil degistirebiliriz gibi sorular uzerine odaklanmayi seciyoruz.
Insanlarin her konuda bilinclenmelerine yardimci olmak ve insanin bilgi alma
ozgurlugune buyuk onem vererek medya gorevini ustlenmek... Butun bunlari
yaparken de mevcut butun yayinlarin disina cikip, farkli bir cizgide bir
alternatif yaratabilmek. Bazilari "indigo", bazilari ise "sorumlu bireyler"
diyor. Ben "indigo" ismini bir degisim olarak goruyorum. Dergiye bu adi
koymamizin sebebi de degisime hizmet etmesini istememizdir.

Saygilarimla,

Mehmet Karaarslan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://indigodergisi.com/yonetmen
Mexelina
Elmas Üye
Elmas Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 177
Yer : Eskişehir
Kayıt tarihi : 07/02/08

MesajKonu: Geri: Genel   Salı Şub. 12 2008, 03:48

Anlayabildiğim kadarıyla karmaşık bir konu olduğundan kısaca "işte budur" diye özetlenemiyor...Nasıl özetletsin ki, bu bir ticari faaliyet değil reklamaj yapılsın...Haddim olmayarak yalnızca ilgili kişi sıfatıyla konuştuğumu söyleyebilirim...Senelerdir adandığım ve sebat içinde hazırlandığım bir konu hakkında araştırmalar yaparken "indigo dergisi" ne rastladım ve daha şimdiden o kadar çok faydalandım ki, burada amaç birliği yapmış kişilere ve fedakarlıklarına yüksek saygı duydum...Belli bir tarih içinde dünyaya gelenlere "İndigo" tanımlaması yapılması bana hiç garip gelmiyor...Zira "Yeni Dünya Düzeni" (New World Order..!) olarak tanımlanan bilgi, teknoloji ve hızlı iletişim çağında ki, (bu 80'li yıllarda aşırı hızlı yükseliş göstermiştir...!) 1960-70 li yıllarda dünya ya gözlerini açan yeni doğanlara göre çok daha farklı ve bilinçli sembol değerleri olan objeleri anlamlandırmaya çalışmışlardır...60-70 yıllarında doğan bir bebek gözlerini duvarlardaki objelere dikerek imgelem oluştururken, 80 li yıllarda hareketli bir ekran karşısında bulunan bebeğin düşsel yolculuğu ve taklit yetisi zannederim bir tutulamaz...Kısaca teknolojik gelişmelerin etkisini bu bağlamda geçmemek gerekir diye düşünüyorum...Medeniyet alemine yetişemeyen ve muhtelif sebeplerle geri kalmış ülkelerin malum jenerasyonlarını incelemeye kalktığımız zaman, oralardaki çağın çocukları neler yapıyorlardır acaba...!

Alıntı :
"Dünya'nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir araya getirebiliriz?" İndigolar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olacaklar.

Birde bu konu benim için (büyük ihtimalle cehaletimden) muamma içeriyor ve çelişkiye zorluyor...İnsonaoğlu (!) binlerce yıldır takıldı kaldıda son 20-25 senede bir yandan uzayın derinliğine yol alırken, diğer yandan dünyasını bağıra bağıra gelen bir felakete sürüklemekte..! Psikolojik, elektronik ve balistik savaşlar devam ederken "İndigo"larımız beyin gücü ve ruhsal kuvvetleri nasıl bir senkron ile harekete geçirecekler..?

Mesela ben, yalnızca ülkemizde milyonlarca insanı şimdilik bir konuda etki altına almak ve "olumlu değişim" amacını taşıdığım eylem planımı yönetim haline getirip kadromu oluştururken "İndigo" lar auro ları ile yolumu ışıklandıracaklar mı...? Bu çalışmanın neticesine göre benzer metodoloji ile diğer dünya milletlerine ulaşacaklar mı..! İşte bunu çok merak ediyorum.

Bu konuya dikkat ederken büyük önder Musatafa Kemal Atatürk'ün sözlerinden birini daha içselleştirmeden edemiyorum.


"Başımıza neler örülmek istendiği ve nasıl direndiğimiz görülmeli,
gelecek kuşaklar için ders teşkil etmeli ve uyanıklık sağlanmalıdır.
Zaten her şey unutulur, fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız...
O gençlik ki, hiç bir şeyi unutmayacaktır; gelecek umudunun ışıklı çiçekleri onlardır."


Sevgilerimle... queen
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
paris
Gümüş Üye
Gümüş Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 81
Yer : fransa
Kayıt tarihi : 20/01/07

MesajKonu: uzatmayın   Salı Şub. 19 2008, 18:10

Konuyu biraz toparlayalım.. ortakahve arkadaş!!!
mesele 1980 -1990 deiil.. mesele şudur aslında!!!
1990'lı yılların başında, belki ta 1990 yılında başlamış olan bir sürecin işlemekte olduğunu Gidişat ancak sosyo-ekonomik-siyasi üçleminde değerlendirilirse çok daha iyi anlaşılır.

İki önemli dinamit bugünkü gelişmelerin big-bangi olmuş gibi görünür sebepler planında, bunlar aynı yıllara denk gelen Sovyet'lerin dağılması ve Irak savaşıdır. Bu ikisi de yeni bir çağın başlangıcıdır. 1990 yılı son çağın başlangıcı olarak görülebilir. Gerek Sovyetlerin dağılması ve gerekse de Irak’ın Kuveyt'i aniden işgaliyle gelen ABD'nin Irak'a müdahalesi nedenleri ve sonuçları yönüyle ele alınmalıdır. Sonuçları hala devam ediyor elbet ve de edecek.11 Eylül 1990 günü baba Bush'un yaptığı konuşmada Kuveyt'i savaşla kurtaracaklarını ilan etmesi ve ilk defa o gün Yeni Dünya Düzeni "New World Order" sözünü etmesi bir başlangıçtır(1). 11 Eylül 1990 olması da son derece ilginçtir. Bundan 11 sene sonra 11 Eylül 2001'de de malum olaylar olmuştur. Özellikle ABD'deki Hıristiyan bazı gurupların İsa As’ın doğum tarihi olarak 11 Eylül'ü gördüğünü, Milattan Önce 3 yılında 11 Eylül günü bir yıldız görüldüğünün yazılı kaynaklarda not edildiği ve bunun İsa As’ın doğumunu işaret ettiği tezi, Yahudilere göre 11 Eylül dünyanın yaradılış günü olduğu, Yahudi takviminin 11 Eylül 1999'da 7000 yılını doldurduğunu ve 11 Eylül 1891'de o meşhur Yahudi kolanizasyon örgütünün kuruldugu'da göz önünde bulundurulmalıdır.

Etrafa birazda bu gözle bakmak lazım.

"Yeni Dünya Düzeni" öyle sıradan bir proje falan değildir, Yıldız Savaşları filmleri dahi heyecan yönünden gölgesinde kalır. Hayaller üstü bişeydir. 11 Eylül 1991 günü böylesine bir cağ atlama tarihidir.

1980-90 da doğan insanlar malum orta Smile) teknolojinin her türlüsünü kavaraya bilecek yaştalar.


DEvrimsel gelişmeler

Tekstil 7171 - 1800 - 1853
Demiryolu 1825 - 1853-1913
Otomitv 1886- 1913-1969
Bilgisayar 1939-1969-2025
Nano Teknlj 1997- 2025 -2081

Dünyanın 4. Sanayi Devrimi olarak kabul ettiği Nano Teknolojinin önümüzdeki yıllarda tüm dünyayı değiştireceği belirtiliyor. Tıp, askerlik, tekstil, şehircilik, otomotiv gibi hemen her alanda köklü bir devrimin yaşanacağını ifade eden bilim adamları, Nano Teknolojinin endüstri, uzay, ilaç, elektronik, tarım, sağlık gibi bütün alanları etkileyeceğini kaydediyorlar.

NANO TEKNOLOJİ NEDİR?Yunancada “cüce”, “hiç” ya da “hiçlik” anlamına gelen Nano, fizikte bir metrenin milyarda biri anlamına gelen ölçü birimidir. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan nanonun, yaşama yansıması, işlevleri gözden kaçmayacak kadar büyüktür. Nano Teknolojisi ile gerçekleştirilen üretimlerde, maddelerin molekülleri çok büyük enerji yaratmaktadır. Bu sayede, çok özel işlevi olan mucize ürünler elde edilmektedir.

NANO TEKNOLOJİ HAYATI NASIL DEĞİŞTİRECEK?

Tüm insanlık için kökten değişim ve dönüşümleri beraberinde getirecek bu gelişmelerin olası sonuçları üzerinde herkesin düşünmesi gerekmektedir. Nano gelecekte herkes kendi bilgisayarına temel tüketim maddelerini üretmesi için emir verebilecek. Evin bir köşesinde çalışan nanobot sürüleri de istediğiniz malzemeyi, etrafımızda serbestçe dolaşmakta olan atomları toplayıp işleyerek üretecekler.

1990 ve 2000 de doğan insanlar için şimdilik bir şey demek bence erken..


ama insan doğanın bir paçasıdır , fakat doğanın içinden çıkıp var olduğu için , kendi içinden çıktığı ile kendisi aynı değildir , benzer yanları kendi bünyesinde bulundura bilir .
Başka bir değiş ile doğa insanı var emişken , insan doğayı var edemez ,var olunmuş , var kılınmış ,Var edenin , var kılanın benzerini var edemez durum bu iken canlılardaki duyu oranı kimi dört , kimi beş , kimi altı duyuludur , aklıda bu duyulardan çıkıp gelen bir mefhumdur , mantıktır bu , bunu kabul ederim , bunu kabul eden o canlılarda da ruhun varlığını kabul etmek zorundadır . o hālde her canlıda akılda var , ruhta var .
Şayet insan altı duyulu değilde yedi veya daha fazla duyulu olsaydı diye kabul etsek , tanımlanan akılda farklı bir akıl meydana çıkmazmıydı ? veya el organımız diğer canlılar gibi gelişkin olmasaydı bilinen akıl bu düzeyde olabilirmiydi ?
Cevap elbette olamazdı , bu bir süreçtir , devr ve devran ilerledikce akılda gelişim gösterir , akıla olan güven ve kanılar dün başka , bugün ise daha başkadır , yani kararlar sübūt değil , yerinde durağan değildir , akıl için kanaatler sanıldığı gibi de değildir .Bilgi becerilebilinendir , sanı ise beceriden yoksundur , sanı kapsamında becerilmiş gibi tanıtılanlarda bir vehimdir , Bilgi vehim değildir , çünkü nüfuzunda kesinlik vardır , sanısal , var sayımsal olanlar bilgi değildir .
Gözle görülür ,elel tutulur kılabildiklerimiz kesindir , şahidi tutulabilinir , sanı ve zan olanlara şahit tutulamaz , sanı kişinin hülyasıdır , hayelidir , tereddütleridir .
Aklın egemen olduğu bilgi , sanıdan çıkmıştır , kesinlik kazanmıştır , biz kendi buluşlarımıza bilgidir diyebiliriz , fakat bunun dışındakiler bilgi değil sanıdır , tahmindir , var sayımdır , biz sanıları ret etmek içinde bir bilgimiz olmadığı için , onları yadsıyamayız , fakat çekimser kalabiliriz .

saygılar....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.tagged.com/parissss
Mehmet
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 34
Yer : Texas, United States
Kayıt tarihi : 11/01/07

MesajKonu: Geri: Genel   Cuma Mart 07 2008, 07:07

Sordugun sorulara ben de cevap ariyorum sevgili Maxelina, ama sanirim zaman icinde deneyimleyerek gorecegiz. Binlerce yildir aslinda takili kalmadi, surekli bir evrim halindeydi dunya. Peki, neden bu zamanda her sey kokten degisiyor? Bu soruya cevap vermek heralde tanri dunyayi ve insani neden yaratti sorusuna cevap vermekle ayni. Henuz beni tatmin eden bir cevapla karsilasmadim. Dedigin gibi insanlari ortak amaclarda birlestirebilmek degisimi yaratacak. Indigo'nun gorevi de bu zaten. Bazilari psikokinetik yeteneklere sahip olabilir. Ama genele baktigimiz zaman, basta evde ailelerimizi, okulda ogretmenlerimizi, is hayatinda patronlarimizi is arkadaslarimizi, medya olarak daha buyuk bir kitleyi, daha buyuk bir kitle daha buyuk bir kitleyi etkiliyor. Degisim bilinci zincir etkisiyle yayilir.

Bir noktada bu etkiyi Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulusuna benzetiyorum. Turk halki bir anda halifeligin ve saltanatin etkisinden cikip cumhuriyetin etkisine girmedi. Kurtulus Savasi ortak bilincin yaratilmasinda buyuk etkendi. Ataturk, degisimde en buyuk onemi egitime verdi. Birinci oncelik savunmaysa ikinci oncelik egitimdi. Turk Milleti'ni seferber etti, butun illeri dolasti. 1919'da baslayan mucadele 1938'e kadar koklendi, butun altyapi oturdu.

Simdiki degisim ise topyekun insanlikla ilgili.


Mexelina demiş ki:
Birde bu konu benim için (büyük ihtimalle cehaletimden) muamma içeriyor ve çelişkiye zorluyor...İnsonaoğlu (!) binlerce yıldır takıldı kaldıda son 20-25 senede bir yandan uzayın derinliğine yol alırken, diğer yandan dünyasını bağıra bağıra gelen bir felakete sürüklemekte..! Psikolojik, elektronik ve balistik savaşlar devam ederken "İndigo"larımız beyin gücü ve ruhsal kuvvetleri nasıl bir senkron ile harekete geçirecekler..?

Mesela ben, yalnızca ülkemizde milyonlarca insanı şimdilik bir konuda etki altına almak ve "olumlu değişim" amacını taşıdığım eylem planımı yönetim haline getirip kadromu oluştururken "İndigo" lar auro ları ile yolumu ışıklandıracaklar mı...? Bu çalışmanın neticesine göre benzer metodoloji ile diğer dünya milletlerine ulaşacaklar mı..! İşte bunu çok merak ediyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://indigodergisi.com/yonetmen
sirius
Moderator
Moderator
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 57
Yaş : 28
Yer : izmir
Kayıt tarihi : 22/12/07

MesajKonu: Geri: Genel   Cuma Mart 07 2008, 18:54

Dünya varlığından bu yana bir çok dönem atlattı bunu hepimiz biliyoruz sanırım. Bu dönemlerin atlatılması ilk olarak indigolarla ikinci olarak kristallerle ve takibinde bir felaketle oldu. Olabildiğince hayra yormaya çalışıyoruz ama gidişat şu indigolar ve kristaller yeni döneme geçişi sağlayacak ya geçişten önce ya geçişten sonra yada arada bir noktada bütün bu izleri silecek bir felaket olacak gibi geliyor. İndigoluğun veya kristalliğin sadece bu dönemde değil, değişimlerin olduğu dönemlerde var olduklarına inanıyorum. Nuh tufanında da vardılar ve ondan sonrakilerde de vardılar. DEğişimleri ve yeni oluşumları getirenler onlardı. Şu anda yanlış bilmiyorsam 7. değişimin eşiğindeyiz. Bu olayın benzeri dünya tarihinde açık veya gizli yedi kere kendini göstermişti. Merak ettiğim nokta gerçekten bu değişim diğerlerindne daha mı şiddetli ve farklı olacak yoksa bundan sonra yine devirler olacak mı. Sevgili Mehmet'in de dediği gibi yaşayıp göreceğiz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Milen

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 14
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 18/12/07

MesajKonu: Geri: Genel   Paz Mart 09 2008, 05:21

Herkese merhaba,

Tabi ki en güzel cevapları insan yaşayarak ve deneyimleyerek alıyor.Bizler de özellikle kritik bir dönemeçte olan dünya üzerinde deneyimlerimizle ve deneyimleyeceklerimizle en güzel cevapları alıyoruz ve alacaz.Dünya gerçekten daha önce hiç yaşamadığı bir değişimi yaşayacak.Bu değişimlerdeki fark nedir?, bu yaşanacak değişimde kristaller ile indigoların rolü ne olacak? ve bu çocuklar birliktelik,uyum ve iletişimi nasıl sağlayacaklar? gibi sorular sormak gayet mantıklı sorulması gereken sorular.Bu sorulara kendi bulduğum yanıtları ve düşücelerimi paylaşmak isterim.

Sevgili dostlar biliyorsunuz ki her ne kadar evreni 5 duyu organımızla algılıyor olsak da maddesel yaradılışın ötesinde insanın algılayamadığı ama varolduğunu bildiği metafiziksel gerçeklikler vardır.Fizik ve fizik ötesi bir bütündür ve evrende gerçekleşen en küçük olay evrenin bu iki yüzü arasındaki neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde gerçekleşir.Maddesel sebepler,metafiziksel sonuçlara,metafiziksel sebepler de madde dünyasında değişimlere/sonuçlara neden olabilir.Ve böylece evren/evrenlerde mükemmel bir uyum,bütünlük ve denge hakimdir.Birlik/Bütünlük inancı içerisinde herşey BİR'dir ve her varlığın bir gelişim/tekamül çizgisi vardır.
Bizler üzerinde yaşadığımız yerküreye malesef çok farklı bakıyoruz.Şöyle anlatmaya çalışayım; insan bedeninin enerji alanı içerisinde gözle göremediğimiz canlılar yaşamaktadır.Buna benzer olarak,hücrelerimiz ve dış ortamdan bedene giren bakteriler-mikroorganizmalar ile insan bedeni de biraz farklı bir açıdan yaklaşıldığında bir gezegen gibidir.
Yerküre,üzerinde yaşayan canlı çeşitliliğinin yanında kendisi de canlıdır,bir ruhu vardır ve bir gelişim çizgisine sahiptir.Sağlıklı bir insanın vücudu bakteri ve mikroorganizmalardan arınmıştır.İnsan titreşimini arttırdığı zaman aurasında yaşayan varlıklarda o titreşim seviyesine göre değişirler.Vücuttaki organlar ve herşey sağlıklı bir uyum içinde çalışır.
Şu anda dünya üzerinde daha önce gerçekleşmemiş bir değişim gerçekleşecek çünkü dünyanın titreşimi artıyor.Schuman rezonansı son dönemde dünya titreşiminin bayağı bir artış gösterdiğini ve hızla artmakta olduğunu gösteriyor.Üzerinde yaşadığımız yerküre bir tekamül çizgisine sahip ve bu içinde bulunduğumuz dönemde 3. boyuttan 4'e bir geçiş yaşayacağı için bu değişim diğerlerinden çok farklı olacak.İnsanda gerçekleşen değişimler gibi bu geçiş olduğu zaman dünya üzerinde sadece bu titreşimlere uyum sağlayabilenler yaşayabilecek.Dünya üzerinde gerçekleşen daha önceki değişimlerin ve yıkımların nitelikleri farklıydı ve daha çok dünya üzerinde yaşayan insaların tekamülü ile ilgiliydi.Bu sefer her ikisi de var.Ve ayrıca bu zamana önem katan bir başka şey de bu geçişin dünya üzerinde insanlarla birlikte yaşanacağı.Söylenenlere göre bu çok nadir gerçekleşen bir durum.

Evrendeki herşey birbirine kuantsal bir bağ ile bağlıdır.İnsanın en küçük bir düşüncesi dahi o düşünce evrene salındıktan sonraki evrenin durumuna dair bir etkidir.Ve evrenin o durumu ancak o düşünce ile gerçek olabilirdi.Her insan düşünceleri ile dünyanın durumuna etkilerde bulunur.Türkiye'deki herhangi bir insan düşünceleri ve inançları ile yarattığı kuantsal etki ile Afrika'daki açlık durumunu,atomaltı düzeylerdeki sonsuz olasılıklardan,açlığın tamamı ile giderilmesi olasılığını güçlendirerek açlığın çözümüne bir katkıda bulunabilir.
Ancak bu etkinin farkında olmak süreci çok farklı etkileyecektir.İşte indigolar ve kristaller içgüdüsel olarak bu etkinin farkındadırlar.Birbirleri arasında çok güçlü kuantsal bir bağ vardır.Yani herşey o kadar mükemmel bir mekanizma dahilinde gerçekleşiyor ki insan beyninin kullandığı yüzdesi bunu idrak etmeye yetmez.Ancak Einstein'in sözü de doğrudur.''Evrenin en anlaşılmaz tarafı aslında çok kolay anlaşılabilir olmasıdır''Ama işin esprisi şu ki bunu idrak edebilmek ileri tekamül seviyelerini gerektiriyor...

Sevgiler...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mehmet
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 34
Yer : Texas, United States
Kayıt tarihi : 11/01/07

MesajKonu: Geri: Genel   Ptsi Mart 10 2008, 14:12

Tesekkurler Sirius ve Maxelina, cok guzel aciklamissiniz. Verilen bilgilerin
bircok insanin ufkunu genislettigine eminim.

Indigolar dunyayi kurtaracak kahramanlar mi? Tanri tarafindan gonderilen
yardim paketleri mi? Paranormal psikokinetik guclere sahip yeni insan irki
mi? Basit ailelerde dogmayi secerek hayatin zorluklarini denemek
zorunda kalanlar mi? Hayatta kalma korkusunu gecmis yasamlarinda
deneyimlerle yenmis olanlar mi? Gecmisteki atalarimiz mi? Cok-boyutlu
uzayin derinliklerinden gelen en eski insan irki mi? Evrimin son halkasi mi?

Belki de hepsi...

Dunya degisiyor deyip duruyoruz ya. Bazilari soruyordur nasil bir
degisimden soz ediyorsunuz diye. Bir devrim mi? Yoksa evrim mi? Belki
de evrimden bile daha buyuk bir surec ile karsi karsiyayiz. Tehdit var mi?
Bu soruyu sormadan once yaradilan gezegeni sonlandirma girisiminde
olan insana sormali - mi? Yoksa distan mudahaleler de mi var?


Kuresel Isinma?

Bilim dunyasi gittikce daha korkunc raporlar yayimliyorlar. Kutuplarin
erimesine bagli okyanus isinmasi sonrasinda olusan iklim degisimi, sonuc
olarak dunyanin isinmasina bagli kuresel soguma. Dunya isinacaki mi
soguyacak mi konusunda bilim dunyasi bile celiski icindeyken, 10 yil
sonramizi goremez duruma geldik. Gecen yil dunyanin yakinindan carpma
tehlikesi olan meteor gecti, bir hafta sonrasinda NASA'nin haberi oldu Smile

Neler oluyor? Ruzgar daha bir degisik esmeye basladi sanki. Denizin
gorunusu daha farkli degil mi? Hava bir isinip bir soguyor. Gaia (dunyanin
ruhu) ne anlatmaya calisiyor? 21'inci yuzyilda Hollywood artik neden daha
cok felaket filmi yapmaya basladi?

Ruhsal tebligler ne diyor? Cogu kisi eskisi gibi okumamaya basladi.
Mesajlar da eskisi kadar yogun degil. Zaman algimiz degismeye basladi.
DNA degisimi bizi nasil etkiliyor? Uyku duzenlerimiz degisiyor. 3-4 saat
uyuyup cok guzel bir gune hic yorgun olmadan baslayabiliyoruz. Yeme
duzenimimiz de degisiyor. Gen haritasi tamamlandi, otesinde bircok yeni
kesif oldugu tahmin ediliyor, nedense medyaya bilgi verilmiyor...

Dunyanin bugunu gecmisteki Atlantis'e benziyor mu? Bir yandan inanilmaz
luks ve tuketim cilginliginda bir yasam, ote yandan savastan ve acliktan
olen cocuklar, anneler, babalar... 20'inci yuzyilda dunyayi yonlendiren,
haritalari tekrar cizen devletler aslinda korku (teror) kaynaklarinin ta
kendileri mi?

Indigolarin cok isi var. Degisim elbette ki sancili ve surecli olacak. Ama
hizli olacak. Sandigimizdan daha hizli. Camurlu sudaki toprak sudan
ayrisacak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://indigodergisi.com/yonetmen
Mexelina
Elmas Üye
Elmas Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 177
Yer : Eskişehir
Kayıt tarihi : 07/02/08

MesajKonu: Geri: Genel   Ptsi Mart 10 2008, 20:07

Alıntı :
Indigolarin cok isi var. Degisim elbette ki sancili ve surecli olacak. Ama
hizli olacak. Sandigimizdan daha hizli. Camurlu sudaki toprak sudan
ayrisacak.

Sevgili Mehmet, açılımların pek çok soru işaretleri ile sürerken, bu son betimleme ise kesinlik işaret ediyor. Esasında bana kalırsa en büyük soru işareti bu son paragrafındaki netlik ifade eden sunum gibi görünüyor.

İndigo'ların çok işleri olduğuna göre, yalnızca farklılık ve farkındalık değil aynı zamanda plan, program ve politika (Metodoloji) sahibi olduklarınıda anlamak gerektiğini sanıyorum.

Değişim sancılı, süreçli ve çok hızlı olacak sözünden ise yine bir bilinç hali ve netlik söz konusu. Bu durumda sancılı süreç için müdehaleci olunmayacağı ve belkide sonuç için hazırlık sürdürüldüğü anlaşılıyor gibi algıladım.

Çamurlu sudaki toprak ayrışacağına göre, saflık ve duruluk elde etmek için hasat zamanı yaklaşmakta. Bu eylemin çok seri işleyeceği ve beklenmedik anda aniden oluşacağı ise diğer bir tanımlama şeklinde vurgulanmış.

Semavi dinlerin kıyamet bildirimleri ve uyarılarıda benzer tanımlamalar sunmalarına rağmen, "indigolar" ve "kristal çocuklar" dikkat çekici vizyonlarıyla ve belli ki misyonlarıyla beraber yeryüzünde bulunduklarına göre çok yakın bir zaman diliminden bahsediliyor..!!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mehmet
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 64
Yaş : 34
Yer : Texas, United States
Kayıt tarihi : 11/01/07

MesajKonu: Geri: Genel   Cuma Mart 14 2008, 14:16

Son paragrafimdaki eminlik kendi hissettliklerimle ilgili. Farklilik ve farklindalik
indigolarin ozuyle ilgili. Plan, program ve politika ise kullandiklari araclar.
Kullaniliyor mu? Kesinlikle evet. Politikanin yalnizca devlet yonetimi ve
burokrasi ile alakali olmadigini biliyoruz. Indigolarin politikalari en temel
kokte, ailede ve okulda basliyor. Aslinda bence en etkili politika bu. Cunku
degisimi en hizli saglayan sey bu. Kokten degisim.

Mehmet Karaarslan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://indigodergisi.com/yonetmen
sirius
Moderator
Moderator
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 57
Yaş : 28
Yer : izmir
Kayıt tarihi : 22/12/07

MesajKonu: Geri: Genel   C.tesi Mart 15 2008, 22:59

Evet Mehmet dediğin gibi kökten başlıyor ama bence olacak bu değil. İndigolara politakaları, yapmaları gerekenler, bunun için gerekli araçları hepsi yüklenmiş durumda. Daha doğmadan..

Zamanla olaylar geliştikçe her bir görevli indigo bunları hatırlayacak. Hatta başladı bile. Biraz dediklerim uçuk metafiziksel olabilir ama gerçekten de kimin ne yapması gerektiği hangi aracı ne şekilde kullanması gerektiği bilgisi uyanmaya başladı bile.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
metin özkara

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 13
Yaş : 46
Yer : istanbul
Kayıt tarihi : 14/05/08

MesajKonu: geçiken zamanlar ve yaşanılması gerekenler   Perş. Mayıs 15 2008, 00:09

insan oluşumuyla ilgili olarak başlamak gerekir diye düşüüyorum çünkü herşey benle başlıyor ve ben kimim, neyim,nasılım,nezaman ve nerde oldum.
küçük bir hüçrenin içinde birleşen maddi oluşum, gelişim gösterip var olduğu ortama uyum sağlayarak kendini ortaya koymakta ve bir enerji yumağı haline gelmekteyken yaşam havuzunun içinde algılamaya başladığı gezegeni ham enerjilerle doyurmaktaydı.bir an kuvvetle aldığı bir çağrının peşine takılmışça ileri birharakete başladığı o an herşey belirmekte idi tarih oluşumuna katkı sağlayan beden var olmuş merhaba demişti. gözler açılmış hissetmiş olduğu herşeyi tanımlamaya başlamıştı.... binlerce yıldır durağan halde tutulan bu tanımlama günümüzde zinçirleri boşalmışçasına akıyor ve onları bilgi hanesine aktarmayı bekleyen bizleri kucaklıyor artık.
geçmiş binlerde sadece bazı kişilerin ellerinde değerli bir hazine olarak tutulan bilgi artık herkese ve heryerde ulaşabiliyor.doğru olarak veya yanlış olarak her tarafından paylaşılıyor bireyler yaşam havuzlarındaki gizli kalmış enerjilerini açığa çıkararak geçikmiş zamanlara katkı sağlayıp bir sonraki yaşamlarını belirliyorlar.dengesiz olan sadece herşeyin ve hiçbirşeyin bir arada olması bireyler dünya üzerinde olan olmayan bilgileri kavrayıp zaman mekan olgusunu değiştirmek için yaşamlarını kontrol edecekleri mutlu yarınlara sevgileri,zevkleri,mutlulukları doğrultusunda yön verecekleri zamanları yaşıyorlar marketten alışveriş yapmak gibi,geçikmiş olan zamanları yaşıyoruz.ne kahin-ne cadı-ne büyücü-ne simyacı-ne medyum-nede üstün birer varlığız sadece insan olmaktayız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
...Berna...



Kadın
Mesaj Sayısı : 2
Yaş : 25
Yer : bursa
Kayıt tarihi : 16/02/09

MesajKonu: Geri: Genel   Perş. Şub. 19 2009, 00:32

ortakahve demiş ki:
Yani bunları okuduktan sonra bu kadar bilimkurgu yeter dedim. İnsanlar dürüstlükleri ve zekalarıyla anılır. Sizler ise "dürüst ve zeki insanı biraraya getirdik, yeni bir sıfat oluşturduk buna da 'Indigo' dedik" diyorsunuz. Yani bilmiyorum şuana kadar indigoyum ya da o ruhu yakaladım diyen herkeste bir depresyon hali var ki bu da kişinin kendi kendini tedavi etmesiyle bağdaştırdığım ve kendini o şekilde avuttugunu düşündüğüm bir terim olarak hafızamda yer tutacak. teşekkür ederim Mehmet ilgilendiğin ve aktardıgın yazılar için.
sana hak veriyorum bencede dediğin gibi her insanın kişilk özelliği beyin yapısı düşünceleri farklı bu indigo diye tabir ettiğimiz kişilerin hepsinin aynı özellikleri göstermesi aynı düşünceleri paylaşması mantıksız piskolojik bir hastalıkmış gibi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
sirius
Moderator
Moderator
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 57
Yaş : 28
Yer : izmir
Kayıt tarihi : 22/12/07

MesajKonu: Geri: Genel   Ptsi Şub. 23 2009, 17:50

...Berna... demiş ki:
sana hak veriyorum bencede dediğin gibi her insanın kişilk özelliği beyin yapısı düşünceleri farklı bu indigo diye tabir ettiğimiz kişilerin hepsinin aynı özellikleri göstermesi aynı düşünceleri paylaşması mantıksız piskolojik bir hastalıkmış gibi

zaten bu kavrama baktığınızda hepsi tek düze değildir. yani her indigonun yada her kristalin kendi vazifesi vardır her insanın olduğu gibi. Mesela okula giren çocukların %70 inin psikolojisinin bozulduğu bilimsel bir gerçektir. Nedeni ise bütün çocukları aynı kalıba sokmaya çalışmaktan dolayıdır. Haliyle indigo kavramı bir etiketleme değildir. Bu bir bilinç düzeyini bir çağın getirilişini ve bazı gençlerin yapılarını daha iyi özümsemeyi anlatan bir kavramdır. Nasıl her insanın öfkesini dışa vurumu farklıysa her indigonun seçeceği yol, yürüyüş tarzı, tavrı tabi ki çok doğal olarak farklıdır. Ama biz burada onu değil sonucu bahsediyoruz.

Benim şahsi fikrimi sorarsanız da bu şekilde ben indigoyum yada ben kristalim diye kafaya takıp sürekli bunu kalıplaştırmak anlamsız. Yani indigo ve kristal özellikleri yada bu süreci bilirsiniz ona göre kendi vazifesini görebeilecek farkındalığı yakalarsınız sonra yolunuza devam edersiniz. Genel gözlem indigo bilincinin zamanla kendini kristal bilincine bırakacağıdır. Şimdi siz bir kişinin sürekli ben indigoyum diye takıntı yaptığını düşünün bu kiş daha üst bilince geçemeyecektir. Yani kavram artık onun etiketi olmaktan çıkıp onu bağımlı bağlı yapacaktır. Bu açıdan doğru ama farkındalık açısından bence bu kavramları özümsemekte yarar var Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Genel
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
INDIGO DERGISI FORUMU :: Kurallar | Duyurular | Anketler | Tanisma :: Eleştiri ve Tebrik-
Buraya geçin: