Sanirim spirituel konularla ilgilenmeye baslayan cogumuzun aklindan
gecen sey, kafayi usutmeye baslayip baslamadigimizi sorgulamak
oluyordur. Fenomenlerin ne kadar mantikli olup olmadigini sorgular
dururuz. Ama tekamul eden bizler zaten bilinen mantigin disina
cikiyoruzdur.
Şöyle bir soz vardı: 40 DELI BİR AKILLI, KİM DELİ KİM AKILLI?
Mantiksiz seyler soyleyen insanlari yargilayip, sizofren deyip akil
hastanelerine tikiyoruz. Cunku cogunlugun varsaydigi sey gercek
oluyor. Acaba oyle mi? Belki de o insanlar, cogunlugun goremedigi
seyleri gorebilen, duyabilen insanlardir.
Belki hatirlarsiniz, "Matrix" filminde kasigi buken cocuk Neo'ya kasigin
varolmadigini soyluyor. "Ne Biliyoruz Ki" filminde Prof. Fred Alan Wolf,
maddeyi anlayabilmek icin en kucuk yapi tasi olan atomu incelediklerini
ve atomun sert bir sey olmadigini, hatta varolmadigini, fizikcilerin
atomu isik huzmeleri olarak gorebildigini soyluyor.
Son yillarda bilim, spirituel konulara el atiyor, ve "Kuantum Fiziği"
sunumuyla bircok fenomeni bilimsel teorilere donusturuyor. Bu konuda
cok faydali iki film yapildi. Bunun disinda bircok populer film yapiliyor.
Artik daha cok insanin bilinci acilarak bu konulara ilgiyle yaklasiliyor.
Eminim şu an aklımızın alamadığı bazi seyler yakin gelecekte birer
yasam yasasi haline gelecek. Gecmiste oldugu gibi...
Mehmet Karaarslan